Gurbette Türk partner bulmak neden bu kadar zor?
Küçük çevreler, aile beklentisi ve 'herkes birbirini tanıyor' gerçeği: gurbette tanışmanın neden zor olduğuna ve nasıl kolaylaştığına dürüst bir bakış.
Gurbette tanışmak neden gerçekten zor?
Yurt dışında yaşamak insana çok şey öğretiyor: yeni bir dil, yeni bir iş düzeni, tek başına ayakta durmak. Ama sıra kendine yakın birini bulmaya gelince çoğu kişi aynı duvara toslar. Gurbette Türk bir partner bulmak, memleketteki denklemle aynı değil.
Sebep tek değil. Çevren beklediğinden küçük, herkes birbirini tanıyor, ailenin beklentisi ile yaşadığın şehrin flört kültürü çoğu zaman çakışıyor. Bir de yalnızlık hissi var: gün boyu başka bir dilde yaşarsın, akşam eve dönünce kendini rahatça anlatabileceğin, aynı esprilere gülebileceğin birini ararsın. Bu beklenti bazen aramayı daha da ağırlaştırır.
Bu yazıda süslemeden konuşacağız. Önce işin neden zor olduğunu, sonra da insanların gurbette gerçekten nasıl tanıştığını tek tek ele alacağız.
Herkes birbirini tanıyor
Köln ya da Berlin gibi şehirlerde Türk topluluğu kalabalık görünür. Ama senin fiilen içinde döndüğün çevre küçüktür: aynı kahveler, aynı düğünler, aynı birkaç aile. Biriyle tanışırsın, bir bakarsın kuzeninin arkadaşının komşusu çıkar.
Bu yakınlık güzel ama flört için zorlayıcı. İki kişi bir kahve içse ertesi gün iki annenin de haberi olur. Dedikodu, gurbette her mesajdan hızlı yayılır. Bu yüzden çoğu kişi daha denemeden geri çekilir: yanlış anlaşılmaktan, adı çıkmaktan, mahalleye laf olmaktan çekinir.
Küçük havuz problemi
Bir de soğuk matematik var. Şehirde bekar olan, senin yaş aralığında, değerlerine yakın ve tam o an müsait insan sayısı sandığından az. Memlekette bu havuz genişken gurbette daralıyor. Üstüne bir de kendi memleketinden birini arıyorsan iş iyice zorlaşıyor. Kriter arttıkça havuz küçülür, bu da hem sabrı hem de biraz esnekliği gerektirir.
Aile beklentisi ile yerel kültür arasında
Burada büyüyen ya da yıllarını burada geçiren biri için ikili bir hayat var. Bir yanda ailenin 'bizden, bizi anlayan biri' beklentisi. Öbür yanda içinde yaşadığın şehrin flört kültürü: kahve buluşmaları, acele etmeyen tanışmalar, uygulamalar.
Bu ikisi çoğu zaman uyuşmaz. Aile hızlı netlik ve 'niyet ciddi mi' sorusunu ister. Yerel kültür ise yavaş yavaş tanışmayı gayet normal görür. İkisinin ortasında kalan kişi çoğu zaman ne oraya ne buraya tam ait hisseder.
Doğrusu şu: ne aileyi tümden dışlamak ne de kendi hayatını rafa kaldırmak çözüm. Kendi sınırını kendin çizeceksin. Kiminle, ne zaman tanışacağına sen karar vereceksin. Aile bunu ilerde, işler biraz oturduğunda öğrenebilir. Bu bir saygısızlık değil, sağlıklı bir mesafe.
Memlekette mi, burada mı?
Gurbetteki birçok kişinin kafasındaki soru şu: buradan biriyle mi, yoksa memleketten biriyle mi? İkisinin de bir bedeli var. Buradan biri senin ikili hayatını anlar, iki dünyanın arasında büyümenin ne demek olduğunu bilir. Ama havuz küçüktür.
Memleketten biriyse havuz büyür, bu sefer de mesafe, uyum ve taşınma soruları devreye girer. Uzun mesafe, iki tarafın da aynı geleceği gerçekten istemesini şart koşar. Karar tamamen senin, ama kendine dürüst ol: sırf seçenek bol diye memlekete yönelmek, buradaki hayatını ve alışkanlıklarını görmezden gelmek anlamına gelmesin. Bazen en iyisi iki kapıyı da kapatmadan tanışmaya açık kalmaktır.
Peki insanlar aslında nerede tanışıyor?
Reklamı bir kenara bırakıp gerçeğe bakalım. Gurbetteki Türkler birbiriyle genelde şu yollarla tanışıyor:
- Topluluk etkinlikleri: dernekler, kültür geceleri, konserler, dayanışma buluşmaları. Ortak bir ortamda tanışmak, en doğal ve en az zorlayan yol.
- Düğünler ve nişanlar: klasik ama hâlâ çalışıyor. Bir düğünde yan masadan başlayan sohbet, çok şeyin başlangıcı olabiliyor.
- Ortak arkadaşlar: güven, aracı bir tanıdıktan geliyor. 'Bak, sana göre biri var' cümlesi gurbette hâlâ en güçlü tanıştırma yöntemi.
- Uygulamalar: özellikle çevresi dar olan, çok çalışan ya da yeni bir şehre yeni taşınan için pratik bir kapı. Kimseye sormadan, kendi hızında, kendi kriterlerinle bakabilirsin.
Hiçbiri sihirli değil, her biri emek ister. Ama bu dört yolu birden açık tutan kişi, tek bir yola bel bağlayandan çok daha rahat eder. Biri kapanınca öbürü açık kalır.
Baskıyı azaltıp işi kolaylaştırmak
Birkaç dürüst öneri. Önce beklentini gerçekçi tut: doğru insan ilk hafta çıkmayabilir, bu tamamen normal. İkincisi, çevreni bilinçli olarak genişlet. Yeni bir şehirdeysen etkinliklere git, sadece flört için değil, arkadaşlık için de. Çevre genişledikçe tanışma ihtimali kendiliğinden artar.
Üçüncüsü, dedikodu korkusunu yönetmenin yolu her şeyi anlatmak değil, sınır koymak. Kiminle görüştüğün senin bileceğin iş. Dördüncüsü, uygulamayı utanılacak bir şey gibi görme. Bugün çoğu insan böyle tanışıyor, üstelik değerlerine yakın insanları önden görme şansın oluyor. Yakınındaki insanları keşfetmek de gitgide kolaylaşıyor.
Lokum tam da bunun için var: gurbetteki Türkleri bir araya getiren, haftada 500+ yeni üye ve 2250+ görünür profille kendi dar çevrenin dışına çıkmanı kolaylaştıran bir alan. Ama unutma, uygulama sadece bir kapı. Kapıdan geçtikten sonrası, her zaman olduğu gibi, iki insanın samimiyetine ve emeğine kalıyor.
Gurbette tanışmak zor çünkü havuz küçük ve gözler üstünde; çözüm tek yola değil, etkinlik, ortak arkadaş ve uygulama gibi birkaç yola birden bel bağlamak.
